Trajedi Tiyatrosu 12

Güneş yavaş yavaş kızıllığını gösterip elveda derken bu şehre, etrafta koşuşturan insanların çıkardığı gürültü, araba egzozlarının bağırtısı ve vapurun üzerinde gezinen martıların tırmalayıcı melodisi bütün şehri kaplamıştı.

Hava gittikçe kararmaya başlamış ve beni sonsuzluğa götüren gemiye binmiştim. Geminin, dalgaları yararken çıkardığı sesle beraber dalmıştım çok uzaklara… “Rüyalarımın Kadını”nın yanına…

Havada belirgin bir şekilde heyecan kokuyordu. Her nefesimde o heyecanı içime çekiyor damarlarımda hissediyordum seni.
Vapur iskeleye yanaşmadan önce son selamını vermişti. Kalabalığın içinden usulca sıyrılıp ayaklarımın götürdüğü, ruhumun istediği yere koşar adımlarla ilerliyordum. Kalp atışlarım hislerimi ele veriyordu ve ben sana geliyordum.

Önce ben geldim buluşma yerine yollarına güller serdim. Ve sonra sen geldin gül bahçeme. Bir gülüşünle yer edindin en deruni mabedimde.

Sımsıkı sarılmak istedim ama geri çekildim. Seni incitmekten korktum. Çünkü sen benim en değerli hazinemsin sevgilim. Sana sarıldığımda döküldü dudaklarımdan kelimeler, defaat etti ardı ardına. Sende ardından devam ettin: – Seni seviyorum sevgilim…

Bu şehirde, bu insan yığının içinde gözlerim sadece seni duyuyor, kulaklarım sesini izliyordu ve sen karşımdaydın, yanımda!

Bu tarifi olmayan bir mutluluktu benim için, ömrümün en güzel gününü geçiriyordum. Ellerini tuttuğumda içimi tuhaf bir duygu kapladı ve hiç bırakmak istemedim ellerini…

Gökyüzü yerlere serilmişti bu gece yıldızlar tek tek terk etmişti sahneyi… “Sen” ve “Ben” vardık sadece, sevgimiz…

Seni o kadar çok seviyorum ki bunu anlatmanın tarifini bulamıyor ve her şeyi akışına bırakıyor ve halet-i ruhiyyemi en temiz haliyle veriyordum sana. Çünkü seni seviyorum.

Oturmuştuk, hava tertemiz sevda kokuyordu gökyüzünde sonsuz bir mavilik bizi kıskanıyordu. Ellerimiz buluştuğunda avuçlarımız sevinç gözyaşları döküyordu, bir an bırakmak İstemiyordu birbirini. Seni izliyordum… Saatlerce günlerce izlesem bıkmayacak olduğum, içinde muazzam bir deruni sadakat barındıran seni izliyordum. Sen benim eksik yarımdın, bende senin…

İçimde yanan ateş o kadar kuvvetliydi ki bir tek sen iyi geliyordun yüreğimin yangınlarına… Dost, düşman kıskanıyordu bizi; duygularımızı, düşüncelerimizi, bağlılığımız ve sevgimizi… Zaman seninleyken o kadar hızlı süzülüyordu ki hafızamdan, yokluğumuzu fırsat bilen yıldızlar tekrar parıldama başlamıştı.

Mutluluk gözlerimizden okunuyordu. Bunu bütün Melekler biliyordu… Senin yanındaydım. Gözlerimiz birbirine kenetlenmişti… Sarıldım sana bütün kalbimle, sana gönülden bağlandım. Hafızamdan silinmeyecek olan bu sahneyi ölümsüzleştirmek istedim. Bizimkisi “Ölümsüz Aşk”tı sevgilim. Sonsuz bir güven, sonsuz bir sadakat, sonsuz bir bağlılık ve ölümsüz bir sevgi.

Sarıldım sana sımsıkı ve kokunu damarlarıma çektim. Gökyüzünde uçuyordum ve biliyordum sende benimleydin…

Öptüm yanaklarından bütün kalbimle alnından ve tekrar sarıldım. Bırakmak istemedim bir an bile…

Ayrılık vakti gelmişti yine…

Yıldızlar seni görmekten korktu mutluluğunu ve güzelliğini kıskandılar ve tekrar saklandılar uzaklara… Güzelliğinden ve temiz yüreğinden gözlerinin parıltısından korktular ve kaçtılar uzaklara… İkimizde çok iyi biliyorduk sevginin sevmenin sevilmenin ne kadar değerli bir duygu olduğunu. Hayatı ve insanları biliyorduk tamamlıyorduk birbirimizi…

Son bir sarıldım sana sımsıkı seni seviyorum sevgilim ve son bir buse yanaklarına ve karanlıkta kaybolmanı bekledim. Birden telefon çaldı; SENİ SEVİYORUM SEVGİLİM…
Arıyorum Her Yerde Seni
Nefes Almadan Gözüm Görmeden Arıyorum
Buldum En Sonunda Seni
İşte Ben Şimdi Yaşıyorum…


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!