Trajedi Tiyatrosu 1. Bölüm

Sessiz bir çığlık duyuldu ilk önce ve ardından bağrışmalar, koşuşturmalar ıssız gecenin karanlık sokaklarında devam etti. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. İsterseniz başa döneyim; Ta en başa.

Sabah güneş gülücüklerini saçıyordu ona Bakan insanlara. Gökyüzü o güne kadar gördüğüm en güzel maviyi taşıyordu derinliklerinde. Sokakların ve insanların yüzü  gülüyordu yol boyunca uzanan ağaçların mis kokusundan nasipleniyorlardı. Bunlar sadece pencerenin ardından görünenlerdi. Ve bende bana gülümseyen güneşe bir gülücük bırakıp pencerenin kolunu çevirdim.

O güne kadar soluduğum en güzel çam kokusu vücudumu sıyırarak pencereden içeri girdi. Hafif rüzgârla beraber bütün ciğerimi egemenliği altına almıştı adeta.

Ne kadar güzel bir gün diye düşündüm kendi kendime. Nereden bilebilirdim ki bulutların üzerime yıldırım yağdıracağını… İşte böyle başladı her şey ve gün boyu böyle güzel devam etmişti. İş yerinde her şey yolundaydı. Arkadaşlar bu gün bir başka eğlenceli görünüyordu. Nereye gitsem neye baksam temiz hava ve bol güneşin insanlara verdiği pozitiflik hepsinin gözlerinden anlaşılıyordu. Havada en ufak bir nem belirtisi yoktu. Belli ki insanlar özlemişlerdi böyle güzellikleri.

Bütün gün böyle geçti; Sevinç ve mutluluk içerisinde.

Yavaş yavaş el sallayarak gidiyordu, doğduğu yönün aksi istikametine doğru elveda diyerek batıyordu güneş. Her şey aynı güzellikte devam ederken bende arkadaşlarımla beraber eğleniyordum. Bugün de her zaman olduğu gibi Amy ile bol bol görüşmüştüm.

Bu arada unutmadan söyleyeyim Amy benim biricik kız arkadaşım, sırdaşım… Beni ona iten bir şeyler var bunu hissedebiliyorum ve onu çok seviyorum. Birlikte o kadar güzel vakit geçirdik ki; anlatılamaz sadece yaşanır. Onu en az güneşin insanları sevdiği kadar seviyorum!

Akşam olmuş yıldızlar ağır ağır tepemde dans etmeye başlamışlardı. Ve artık ayrılık vakti gelmişti arkadaşlarımdan. Son bir söz ve vedalaşıp ayaklarımın götürdüğü yöne yürümeye başlamıştım. Minibüs durağına az bir mesafe kala telefonum çalmaya başlamıştı. Amy’nin aradığından emindim. Telefonun ekranına baktığımda gerçekten de Amy arıyordu. Onunla konuşurken onu incitmemeye çalışırdım. Fikirlerini benimser, hayatı birlikte yaşamaya zorlukların üstesinden gelmeye çalışırdım.

Telefonu açtığımda hiç beklemediğim bir ses duydum ve adeta bugün doğan güneş bana kocaman bir yumruk  atıyor ve bütün güzelliklerin, bana hesap sorduğunu hissediyordum. Amy ağlıyordu. Hıçkırarak, haykırarak… Ve söylüyordu:

-Seni çok seviyorum ama, ama olmuyor böyle. Günden güne daha çok bağlanıyoruz birbirimize daha çok seviyoruz birbirimizi bu bize istemeden de olsa zarar veriyor. Ayrılalım Teddy ayrılalım… Seni çok seviyorum ama olması gereken bu…

Kısa bir sessizlik ve tamam dediğimi hatırlıyorum. Onun bu kararına da saygı gösteriyordum, içim kan ağlıyordu oysa. İstemeyerek de olsa savaşmaktansa kabul etmiştim onun bu isteğini. Ne de olsa “Sevmek; Sevdiğini Mutlu Kılmaktır.” Dedim kendi kendime.

Matemin gözyaşları akıyordu yüreğime ve yüreğim sessiz bir çığlık attı ilk önce, ardından bağrışmalar, koşuşturmalar… Trajedi tiyatrosu ıssız gecenin karanlık sokaklarında devam etti…


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!