Ramaktır Gözyaşları

Acının surlarına tutunan yüreğin umutsuz sancılarının sanrılara dönüştüğü an da hissettiği boşluktan düşüşüne şahit olan hassas bir hissiyatının sahibinin uzuvlarına kadar tattığı acı şarabının son kırıntılarından beslenerek idame ettirdiği ruha sahip bir bedendir gözyaşları…

İçine hapsettiği yalnızlığı ve o yalnızlığın içerisinde yalnız kalıp kaybolduğuna dair beslediği inançların tümüne denk gelen, yoksunluk tragedyaları gibi hazin ve ıstırap yüklü bir geçmişin geçmişliğinde akla gelen bir yansımanın tuvale aksetmiş yaşanmışlığıdır.

Gözyaşıdır bu; gözleri kanla yıkayan, yıkanan gözlerin ardından kopan fırtınaların tuzlu girdabında yanaklarda sızlayan kesif bir sıcaklığın ürpertici çığlığından oluşan dinginsel bir senfoninin yankılandığı saklı saklanmışlık tufanında kaybolmaya yüz tutmuş derunun ayaklanmasıdır.

Gözlerden akan değildir derunun gözyaşları; yüreğin içine hapsettiği mistik bir anahtarın paslanıp, yüreğin de pas tutmasına sebep olan yaşanmışlık hezeyanında arta kalan mutluluk kırıntılarının anımsanıp, o an-a geri dönüşün çaresizliğinde büyüyen bir kalbin içinden sızan tuza bulandırılmış acının doruk noktasına ulaşması sonucu gözlere yansıyan tükenmişlik ve yüreğin parçalayıcı sızısıdır.

Gözyaşları bedendir; yaşayan, yaşatan ve yaşatılan…

Bir bütün olarak hissiyatın azizliğine boyun eğişin, sarsılmaz sanılanların tükenmişliğine şahit oluşun, doğallığın yüksek mertebesine nail oluşun, ıstırapla katmerleşen acıyı tatmışlığın, huzur ve mutluluğa erişmenin sükûnetine sahip oluşun tasviridir.

Kimi gözyaşları ki; damakta kalanın tadına doyamamanın verdiği hüznün mabede ulaştığı ramaktır.


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!