Gölge-deki Hiçlik

Uçuştular. Gölgeler. Birbirinin ardına bakmadan usulca gittiler uzaklara. Bedenleri buradaydı ama içleri yoktu içlerinde. Apayrı bir hülyanın enginliğine kanat çırpmış siluetlerinin yalnızlığı. Görmeyen gözleri bir karanın ardında huzurun sükûnetini arıyor. Gidiyor uzaklara. Kaçışıyorlar gerilerinden. Bir bilinmeyene açılan kapılar alacalığa bürünen bir edayla çırpınıyorlar.

–Hey! Diyor.

“Sakın kalmayın burada! Sizler burayı hak etmiyorsunuz. Siyahın matemi yarar sizleri. İçlerinizin boşaltılmışlığını da alır sizden.”

Yalancı düşlerin maskeli aynalarının ardına gizleniyorlardı. Kandırışçıydılar, kendilerine hastı bu. Aynada soluyorlardı. Çünkü ayna yalan söylemiyordu. Ayna, onların renksiz gözlerinde derin yaralar açıyordu. Gölgeler kaçıyordu aynalardan. Bir “hiç” olduklarının bilinci yıkıyordu tükenmişliklerini. Hep bir umudun ardına saklanıyorlar, benliklerinden kaçıyorlardı.

Uçuştular. Uzaklaştı maskeli gölgeler. Ve ardında yaşanmışlık iksirinin gerçeğimsi acı tadını bıraktılar. Bir rüzgâr yanaştı yanlarına, rüzgârı da korkuttular.

Rüzgâr ant içti intikam için. Ama yapamadı. Öğrendi ki; gölgeler benliklerinden kaçıyordu. Karşılarına boran çıkardılar. Borana da itaatsizdi; gölgeler. Gölgeler boranın karşısında birbirlerini gölgelediler. Artık hiçbir şeydi nefes, düşler arzuların yanılsaması. Boran’da söndü ucunda. Rüzgâr kendi hallerine bıraktı onları. Bir başınaydılar, hep birlikteler gibi. Hiçbiri birbirinin umurunda değildi. Aynı gökyüzünde farklı noktalardı. Bir yanılsama, bir anımsama.

Kapıldılar avuntularına, avuntularında hayat buldular. Artık aynalar değildi tek korkuları; duvarlar da tutsaklıktı onlar için…

Birbiri ardına bağımsızca uçuşan gölgeler, kaçtıkları benliklerinin gerçekçiliğine daha fazla dayanamadılar. Aynalar uçuştu etraflarına. Artık onlar bir hiç-tiler. Kabullendiler hiçliklerini ve boşlukta savrulan benlikleriyle hayata koştular.

18/11/2008

17:41


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!