Bir Gece Yarısı

Koyu siyah bir gece ve havada asılı kalan yıldızlar… Gece benden bahsediyor, yıldızlar geceye eşlik ediyor. Asılı kaldım semada, hülyalara daldım umarsızca ve şimdi koyu siyah gecenin hüzün saatinde bir başıma, yapayalnız ortada bırakılmış bir kedi yavrusu gibi, sersem sersem etrafıma bakınıp duruyorum.

İnsanları kandırmak ne kadar da kolay, onlara inanmak, olmayan şeylerle avunmak… Gözlerin görememesi ne kadar acı, yeni doğan bebeğin umutsuzca kendini bilmez çığlıkları gibi hazin. Herkes için dünya dönüyor, yaşam devam ediyor. Kimsenin umurunda değil bir bebeğin yakarışları, yıldızların hazin sonu, bir kedi yavrusunun çaresizliği…

Oysa ne kadar da güzel başlıyor; bebek doğmadan önce yaşanan sevinç, yıldızların tuvaldeki resim olarak kalışı, kedi yavrusunun çapaklı gözleri ağzını bir garip açıp patileriyle oynayışı…

Ama kimin umurundaki bütün bunlar? Oyun ve oyuncular belirlenmiş, hayatın içindeki yönetmenler kendi zevk-i sefasına göre şekillendiriyor, oyuna ve oyunculara yön veriyor. Koyun olmak ne kadar acizce, ne kadar üzüntülü… Çoban elinde sopası, bazen fiziki,bazen psikolojik saldırganlığını konuşturuyor ve biz koyunlar, çobana tek kelime edemeden onun buyruğu altında esaretimize devam ediyoruz. Ne acı bir son, ne kadar renksiz ve tatsız…


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!