Baş Ağrısı

Başının ağrısı dışarı çıkmak istiyordu. Parçalasa kafatasını belki rahatlayacaktı. Belki ayakkabısının sivri topuğu belki de aynasının keskin yüzü dindirebilirdi bu ağrıyı. Gözlerini diktiği tavanı delmek istiyordu. Belki de kafasını vurmalıydı soğuk duvara. Düşündü de bunu. Sonra vazgeçti. Düşmek üzere olan küçük bir parça aklını tuttu ucundan ve odadaki tek soğuk’un duvar olmadığını hatırladı. Kendisi de soğuktu, üstelik onun gibi de pürüzsüzdü vücudu.

Ellerini başının arasına alıp, tükürükler saçarak küfür etmeye başladı. Ettiği her küfür ağrısını biraz daha dindiriyordu ve her küfür daha sert çıkıyordu pastel dudaklarının arasından. Küfrün ne kadar güzel olduğunu düşündü küfürlerinde. Sanatsal küfür dedi. Küfür etmek bir sanattır. Herkes edemezdi üsluplu küfür. Çünkü herkes 21 gram et parçasına ederdi ya da ölülerin ardından dindirirdiler Abazalıklarını. Oysa küfrün çok daha üstün olduğunu düşündü. “İyi kurgulanmış küfür, karalamalar dolusu romanlardan daha etkilidir hayata karşı” dedi. Bedene olmamalıydı küfrü başına uzuvlar saplanırken. “Bedenin dururken ruhunu sikeyim” dedi saçını çekerek. Ağrısının biraz dindiğini hissetti. Rimellerinden düşen birkaç karartıyı da kattı yanına. “Sen sahtekârın piçi, evet sen, sende siktir git…” Küfrünü bitiremeden ağzından akan tükürükleri sildi eliyle.

Son küfrüydü sızmadan önce. Yatağına düştü öylece.

23.02.2014 – 13:50


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


CAPTCHA Image
Reload Image
error: İçerik korunmaktadır !!