Hamr

İçiyorum,içiyorum aşkın şarabını sarhoş olamıyorum.

Önce bir yudum dudaklarımdan sıyrılıp, dilimi emercesine ıslatıyor. Yavaş yavaş ve kendini hissettirerek aşağılara iniyor, kızıllığıyla akıyor kalbime…

Öyle bir içki ki içtiğim; kalbimden başladım tatmaya, ne Rom’a benziyor tadı, ne rakı, ne biraya… Adına aşk şarabı dediğim o güçlü içkiyi içiyorum. Durmadan, usanmadan beynimde kıvılcımlar çıkararak,sihrini bütün vücudumda hissettiğim o zevki,tadarak içiyorum.

Şarap içimde kaynayınca, beynim; atom bombası düşen, harap olmuş bir şehri gözlerimin önüne getirdi…

-Yenik düşmüştü bu savaşta, bütün silahlarını kalbime teslim etti.

Kalbimin verdiği emirleri; önce dudaklarıma, ardından usulca, sindirmeden, boğazımı acıta acıta yüreğime düşürdü damlalarını…

Nice aşkları, nice yasakları yok saydı, ilk defa bu kadar yenik düştü yüreğim. İstedi ve istiyor, “Sevda”diyor adını koyamadığı tarifsiz duyguya… Her seferinde aşkın şarabıyla yıkıyor içini, ak pak tutuyor sevdasını, yeni doğan çocuğun kalbi ile yaşatıyor içerisinde, ama bir tek O (Yâr) görmüyor güllerle döşeli dünyayı…

– Geceler, karanlık kuyu gibi, dibindeki su damlacıklarının kısık gözlerle bakan parıltısını anımsatıyor. O parıltılarla konuşuyorsun uzun bir süre, sevgiliyi onun yerine koyup alıştırıyorsun kendini.

– Aman Tanrı’m nasıl bir duygu bu?

– Yıldızların büyük bir ihtişamla göz kırptığını görüyorsun dolunayda ve içine sonsuz bir aşk, tertemiz duygular, büyük bir güven ve tüm sadakatini koyduğum sepeti, sevgiliye uzatıyorsun. İçini büyük bir heyecan ve yolunu kaybeden bir çocuğun yaşadığı tarifsizlikler kaplıyor.

Anlamlara sığdıramadığım duygular vücudumun en küçük gözeneklerine kadar işliyor, damarlarım yeniden kan pompalıyor ve gözümü kapatıyorum açık bırakarak,dış dünya ile olan bağlarımı koparıyor, yalnızca seni görüyorum karanlık gökyüzünde…

Show More

Related Articles

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik korunmaktadır !!
Close