Bilinçsiz

Nereden geldiği bilinmeyen soru yumağının ortasında kavrulan bedenimin bilinçsizce feryadına göz yuman yüreğimin ıstıraplı yalnızlığını resmediyorum.

Resmediyor duvarlar arkamda bıraktığım yalnızlığımı. Meğer ne yalnızmışım; avuntuların dünyasında. Feryat ederken sükûnetim, gözlerimden saklamışım gerçekleri. İnanmak istememişim belki de, rüzgârda savrulmak istemişim, yağmurların altında yalın ayak koşmak, ıslanmak bir balık gibi pervasızca.

Harcanmış yıllarımın haykırışlarını duyuyor tenim, küçük bir yel de sel olup akıyor bilinmeyene. Kaçakmış yaşadıklarım, kaçmışım gözlerimin gördüğünden. Gözlerime karşı gelmişim durmadan, onlar söylemiş ben inkâr etmişim.

Bir bedel ödenecek ne de olsa; kendime söylememişim. Bunu da saklamışım sözlerimden gizlemişim gördüklerimi gördüğünü inkâr ettiğim hecelerden. Ne çok hata yapmışım; güvenmişim sadece. Belki de en büyük hatam, en büyük yanılgım, sanılgım bu olmuş belli ki.

Yüreğimin yangınlarını yüzümün soğukluğunda gizleme mahkûmiyetini yaşıyorum. Yaşadığım helezonların tarifsiz saçmalıklarının ressamını duvarlarda arar olmuşum, ne aradığını bilmeden yaslamışım sırtımı soğuk betona. Tenimin üşüdüğünü hissedememişim. Ruhum meğer ne acizmiş, acziyetinden habersiz dalmış gökyüzüne, çıkarsız sevdaları benimsemiş her dem. Oysaki dünya, çıkarların odak noktası olan bu virane kahpeliğin sahnelendiği sefillik tiyatrosuymuş. Yokmuş oyunda sevdalara yer. Her birinde ayrı bir menfaat, her birinde ayrı bir ihanet…

Show More

Related Articles

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik korunmaktadır !!
Close